Kuzguncuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kuzguncuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2012 Perşembe

Buyursunlar Efendim! Fotoğraf Sergisi


Sağımız solumuz koskoca süper marketler, dev alış-veriş merkezleri ve restoran zincirleri…Hani çok eskiden mahalle bakkalları, kırtasiye dükkanları, kıraathaneler, nalburlar filan vardı. Ne oldu onlara? Son 10 yılda acaba her şey çok mu farklılaştı ve gelişti? Tutunamadı mı küçük olanlar? Yok olmaya mahkum mu oldular?
Kuzguncuk’taki Harmony Galeri’de şu sıralar çok ilginç bir sergi var. Adı, ‘Buyursunlar efendim! Bir semtin esnafıyla yüzyüze’. Bu, bir belgesel fotoğraf sergisi. Serginin sponsoru Koç Holding. Fotoğrafları ise Hanna Rutishauser çekmiş. Sergide, 2009 ila 2011 yılları arasında çekilmiş Kuzguncuk semtinde dükkan sahibi, çalışan, kalfa, usta, satıcı, tezgahtar, ayakçı vs. olarak çalışan birçok insanın portresini görüyorsunuz.
Kuzguncuk, İstanbul’un ve Boğaz’ın bozulmamış son semtlerinden biri. Eski Kuzguncuklular aslında şu anki durumdan bile şikayetçi. Onlar semtin çok bozulduğunu düşünüyor. Hatta fazla Kuzguncuk reklamı da yapılsın istemiyorlar. Çok fazla dışarıdan insan geliyormuş, gittikçe çekilmez bir hal alıyormuş, Kuzguncuk yozlaşıyormuş, her taraf cafe olmuş vs. Belki de haklılar. İnsanların dokundukları her şeyi bozma eğilimi var çünkü. Dokunulmazsa, bilinmezse bozulamaz da…
Serginin esas amacı ise bir mahalledeki çalışma hayatı fotoğraflarla belgelemek ve arşivlemek. Ama bence fotoğrafçı gidişatın farkına varmış ve değişen ekonomik şartlar sebebiyle yakında bu insanların artık burada olmayabileceği gerçeğini düşünerek böyle bir çalışma yapmış. Esnaftan 90 kişi bu sergiye destek vermiş ve fotoğrafının çekilmesine izin vermiş. Fotoğraflar, oldukça güncel. Bugün Kuzguncuk’ta gezerken rastlayabileceğiniz yüzler. Bunun yanında proje süresince aramızdan ayrılanlar olmuş. Örneğin 2010’da vefat eden kırtasiyeci Ziya Amca’nın fotoğrafı hoş bir anı olarak asılı galerinin duvarında.
Fotoğraflarda, esnafı kendi ortamlarında ve doğal hallerinde görüyorsunuz. Kuzguncuk’ta geçen sene de, ‘Buyursunlar efendim!Kuzguncuk esnafı anlatıyor’ adlı bir proje yapılmıştı. Kuzguncuklu esnaf Kuzguncuk’la ilgili anılarını dinleyicilerle paylaşmıştı. Bu proje de onun görsel devamı niteliğinde. İster Kuzguncuklu olun, ister semti hiç bilmeyin fark etmez. Bence yolunuzu Harmony Galeri’ye düşürüp belgesel izler gibi bu sergiyi gezin. Kaybolmaya yüz tutmuş mahalle esnafı konseptini inceleyin. Kim bilir belki bir daha fırsat bulamazsınız. Sergi, 28 Ocak’a kadar izlenebilir.

23 Ekim 2011 Pazar

Kosinitza

Canınız balık mı çekiyor? Ama bizim balıkçılar da hep aynı, değil mi? Aynı mezeler ve aynı usul pişirilmiş balıklar. Balık başka türlü servis edilemez mi? O zaman deniz mahsullerinin hasını yemek için Kosinitza’ya gelin.


Kosinitza, Kuzguncuk’ta yer alan ufacık bir restaurant. Aynı zamanda Kosinitza, Kuzguncuk’un  eski adı. Restaurant 25 kişilik. Taş çatlasa 30 kişi alır. Butik hizmet veriyorlar. İbrahim Özyürük buranın sahibi. Kendisi Galatasaray Lisesi mezunu. Fransız ekolünden. Hep restaurant’ın başında. Balıkları sabaha karşı gidip kendisi seçiyor. Her detayla kendisi ilgileniyor. Ordulu bir aşçıları var. Ama yemek tarifleri hep İbrahim Bey’den. Aşçıya da her şeyi o öğretmiş. İbrahim Bey, müşterilerini sanki evde misafirlerini ağırlar gibi ağırlıyor. Her masayla tek tek ilgileniyor. Belli ki Fransız mutfağına tutkun. Monsieur, işi biliyor.
Restaurant bana İtalya’yı hatırlatıyor. Böyle, ailelerin işlettiği ufak ‘trattoria’lar vardır Roma’da. İşte burası da aynen öyle. Ortada deniz mahsulü mezelerin olduğu tabaklarla dolu bir yuvarlak servis masası ve etrafında masalar. Öyle Kavaklıdere, Doluca, Corvus gibi ‘commercial’ şaraplar yok burada. İbrahim Bey şarapları bile özel seçiyor. Bize, Umurbey Sauvignon Blanc öneriyor. İlk defa test ediyoruz ama çok beğeniyoruz. Annem İtalyan sofra şaraplarına benzetiyor, babam Pinot Grigio’ya.


Entree olarak ortadaki masadan mezeler seçiyoruz. Hepsi birbirinden güzel ve enteresan gözüküyor. Somon ve közlenmiş patlıcanın kombinasyonu, yaprak sarmanın içinde balık ve baby kalamar muhteşem. Hepsi günlük çıkıyor. Her şey taze. Ahtapot o kadar güzel marine edilmiş ki normalde kayış gibi olan hayvan burada lokum gibi. Mutlaka damak zekinize uygun bir şeyler bulabilirsiniz.
Ardından ara sıcak olarak ahtapot veya kalamar ızgara alabilirsiniz. Eğer Fransız mutfağına meraklıysanız meşhur balık çorbası ‘Bouillabaisse’ deneyebilirsiniz. Yemek öncesi tadımlık çorba getiriyorlar zaten. Ne kadar lezzetli olduğunu anlıyorsunuz. Her yerde ‘Bouillabaise’ bulmak mümkün değil tabii. Meraklısıysanız asla kaçırmayın derim. Ayrıca ‘Moules Marinieres’ de yapıyorlar.


Ana yemek için çok fazla seçenek var. Eminim hepsi de muhteşemdir. Ama size tavsiye edeceğim spesiyalite ‘Milföy kaplamalı porçini mantarlı dil balığı güveç’. Aman Tanrım! Bu kadar lezzetli bir şey yemiş olamazsınız. Baş döndürüyor, kendinizden geçiriyor. Ayrıca sunumu da harika.
Bu arada dükkan ufacık. Duvarlarda satılık tablolar var. Her ay değişiyorlar. Eee, tabii Kuzguncuk sanatçı mekanı. Böyle olması normal. Dükkanın dokusuna da çok uyuyor.  Müşteri kitlesi de çok kaliteli. Belli ki burayı bilen geliyor. Öyle alakasız insan profili görmüyorsunuz. Herkes bu muhteşem yemek deneyiminin tadını çıkaracak tipten.
Ve tatlı. Ben çok tatlıcı değilim açıkçası. Ama bir tanesi var ki asla hayır demem: Creme Brulee. Wowww! Kosinitza’da da harika yapılmış. İki ayrı kapta getiriyorlar. Biri vanilyalı, biri dağ meyveli. Çok da iddialı panna cotta’ları var. Mutlaka denemelisiniz bence! 
Ama işin kötü tarafı ertesi sabah kalkıp tartıldığınızda 1 kilo almış oluyorsunuz. Biraz tuzdan tabii. Bu konuda uyarayım. Ama değer mi? Kesinlikle değer!!!Bir hafta az yiyin, rejimi Kosinitza’da bozun derimJ Bu arada eğer haftasonuysa mutlaka rezervasyonlu gidin.
İletişim: İcadiye Cad. Bereketli Sok. 2/A Kuzguncuk-İstanbul  0216 334 04 00