Rampa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rampa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2012 Perşembe

Mart Ayında İstanbul'da Ne Yapılır?


Mart ayı geldi. Oley!!! Şu son kış günlerini de atlatalım, sonrası bahar. Ben güneşli havalarda hep daha enerjik ve mutlu olurum. Eminim birçoğunuz da öyle. Hepinize bol aktiviteli, eğlenceli bir mart ayı diliyorum. Bu ay İstanbul’da ne gibi kültürel aktiviteler yapabiliriz, hep birlikte bakalım:


      1 Mart’ta Soda Galeri’de İngiliz heykel sanatçısı Andrew Barton’un ‘Final Frontier’ adlı sergisi açılıyor.  Bu sergi, Barton’un İstanbul’daki ilk solo sergisi. Sergide yer alan eserlerin konusu daha çok uzay ve din. Sanatçının, ‘MASA : Muslim Auronautics and Space Administration’ adını verdiği bir serisi var. Heykel sevenlerdenseniz bu birbirinden ilginç işleri görün derim.


       2 Mart’tan itibaren Rampa’da Ebru Özseçen’in ‘Gerçek Aşk Gönül Eşi / True Love Soul Mate’ adlı sergisini ve 7 Mart’tan itibaren de İlayda Sanat Galerisi’nde bir grup sergisi olan ‘Tema-s-sız/ Themeless Contactless’ adlı sergiyi izleyebilirsiniz.


       3 Mart ‘ta Tim Show Center Maslak’ta 40 kişilik yaylı çalgılar orkestrası eşliğinde ‘İncesaz Konseri ‘ düzenlenecek. Solistler Dilek Türkan ve Bora Ebeoğlu’nun seslendireceği şarkıdan tangoya, operetten türküye kadar birçok unutulmaz eser dansçılar eşliğinde muhteşem bir koreografiyle sahneye konulacak. Farklı bir müzik deneyimi yaşamak isteyenlere duyurulur.


     8 Mart’ta Mabeyn Gallery’de genç yeteneklerden Turgut Mutlugöz’ün sergisi açılıyor.  Serginin sanat direktörlüğünü de ben yapıyorum. Bu sefer işin içindeyim yaniJSizlerle sergi hakkında daha detaylı bilgi içeren bir yazı paylaşacağım elbette ama yolunuz düşerse galeride sizleri konuk etmekten mutluluk duyarım. İlgileniyorsanız bana e-mail atabilirsiniz.


10 Mart’ta Aya İrini’de çok ilginç bir konser var. Almanya’nın en köklü filarmoni orkestralarından biri olan Duisburg Filarmoni Orkestrası ve ülkemizin önde gelen genç bağlama virtüözü Erdal Akkaya dinleyicilerine bir müzik ziyafeti vaat ediyor. Hendrik Vestmann yönetimindeki Duisburg Filarmoni Orkestrası konserde Schubert ve Mendelssohn gibi seçkin bestecilerin eserlerine yer verecek. Erdal Akkaya solist olarak sahne alacağı konserde filarmoni orkestrası eşliğinde kendine has tarzıyla Yalnızlık, İki Yaka, Rüzgarla Bir gibi bestelerini yorumlayacak.


     Bildiğiniz üzere yakın zamanda kuruluşunun 10. yılını kutlayan Sakıp Sabancı Müzesi’nde ‘Karanlıkla Işığın Buluştuğu Yerde…Rambrandt ve Çağdaşları-Hollanda Sanatının Altın Çağı’ sergisi açıldı. Daha önce de belirttiğim gibi bu sene Hollanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı. Bu sayede ülkemizde, Hollanda bağlantılı birçok kültürel aktivite organize ediliyor. Ama bunlardan en önde geleni bu sergi diyebiliriz. Sergide, Rembrandt’ın yanı sıra aralarında Hollanda resminin önde gelen isimlerinin de bulunduğu 59 sanatçıya ait 73 tablo, 19 desen ve 18 objeden oluşan toplam 110 eser sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, 10 Haziran’a kadar devam edecek.  Fakat mart ayı bu sergiyi gezmek için çok uygun.  Ayağımıza kadar gelmişken sakın bu sergiyi kaçırmayın!


17 Mart’ta Süreyya Operası sahnesinde ‘Hürrem Sultan’ balesinin prömiyeri gerçekleşecek. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin sahneye koyduğu, koreografisini Oytun Turfanda’nın, orkestra şefliğini ise Murat Kodallı’nın yaptığı balenin konusu ise Kanuni’nin baş kadını olmayı başaran Hürrem Sultan’ın yanlış bilgilerle şehzade Mustafa’yı öldürtüp kendi oğlunu onun yerine geçirme çabası. Prömiyerden sonra mart ayında 4 ayrı gösterim daha yapılacak.


       17 Mart’ta Arter’de Emre Baykal küratörlüğünde Mona Hatoum’un ‘Hala Buradasın’ adlı sergisi sanatseverlerle buluşacak.  Akbank Sanat’da ise 14 Mart’ta ‘Aftermath/Hesaplaşma’ adlı grup sergisi açılıyor. Küratörlüğünü Başak Şenova’nın yaptığı sergi ‘bellek’ ve ‘kötülük’ arasındaki ilişkiyi, geçmişe dönük hesaplaşmaları, unutmak ve unutmamak arasındaki gel-git durumunu konu alıyor.


       Babylon’da 1 Mart gecesi İlhan Erşahin’s Istanbul Sessions ikinci albümleri Night Rider’ın çıkışını bir lansman partisi ile kutlayacak. Yine Babylon’da Goethe Institut işbirliğiyle 3 Mart’ta ekolojik-tekno müziğinin kurucusu Alman Dominik Eulberg bir konser veriyor. 7-8 Mart’ta ise Fransız soul sanatçısı Ben L’Oncle’u Babylon sahnesinde izleyebilirsiniz.


      2 Mart’ta Muammer Karaca Tiyatrosu’nda çağımızın en büyük yazarlarından biri olan Bertolt Brecht’in hayatını konu alan yazarın şiir, şarkı ve öykülerinden Genco Erkal’ın uyarladığı müzikli kabare oyunu ‘Ben Bertolt Brecht’ adlı oyunu izleyebilirsiniz. Oyun dünyanın düzeni, kadının konumu, savaş ve barış gibi konuları ele alıyor.


       Caz ve soul müzik ustası Malia, ‘Black Orchid’ adlı son albümü için çıktığı turne kapsamında 24 Mart’ta Tamirane’de bir konser verecek. Bu konser bu sene 15. yılını kutlayan Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında gerçekleşecek.


       Ve son olarak İş Sanat’tan bir bomba. 28 Mart’ta dünyaca ünlü ses sanatçısı Bobby McFerrin İş Sanat’ta solo bir konser verecek. Sanatçıyı ‘Don’t Worry Be Happy’ adlı eserinden de hepimiz çok iyi tanıyoruz. On Grammy ödüllü, muhteşem sesi ve tekniğiyle hafızalara kazınan McFerrin’ı kaçırmayın derim.

16 Ekim 2011 Pazar

Akaretler Art&Design Day

Akaretler, sanat ve tasarım merkezi olma yolunda hızla ilerliyor!


Bu yıl ikincisi düzenlenen ‘Akaretler Art&Design Day’ 15 Ekim'de gerçekleşti. Derin Sarıyer’in sahibi olduğu Derin mağazasında Aziz Sarıyer’in mobilya tasarımlarından bir seçki sergilendi. Bu arada mağaza çok güzel olmuş. Sarıyerler’in tasarımlarının yanı sıra Gaia&Gino’nun objelerini ve yine Alparda tasarımlarını görmek mümkün. Özellikle modern ve minimalist dekorasyondan hoşlanıyorsanız gezmenizi tavsiye ederim.


Yine son zamanların popüler tasarım ve mimarlık ofisi Autoban’ın da Akaretler’de bir mağazası var. Burada da Assouline tarafından Coca-Cola’nın 125. Yılına özel olarak hazırlanmış kitabın lansmanı vardı. 1900’lü yıllardan günümüze kadar olan süreçte Coca-Cola şişesinin nasıl evrim geçirdiğine tanık olduk. Eski şişelerden de kola servisi yapılıyordu ki dayanamayıp bir tanesini eve götürmek üzere aldım. Tasarım Coca-Cola şişelerine karşı bir zaafım var. Küçük bir koleksiyonum oluştu diyebilirim.
Can Hi-Fi Extreme Audio’yu ilk defa gezdim. Aslında biraz kardeşim sayesinde. İşin teknik kısmından anlayan o. Mağazayı görünce hemen girmek istedi. Sattıkları ses ve müzik sistemleri en iyi kalite ve salonunuzun dekorasyonunu tamamlayacak şıklıkta. Ahşap kolonlar adeta mobilya gibi. İhtiyacınız varsa aklınızda bulunsun. Onlar da ‘Akaretler Art&Design Day ‘ için saat 20.30’da başlayan bir Ayşe Gencer jazz performansı ayarlamışlar. Maalesef oradan yemeğe devam ettiğimiz için kalamadık ama eminim çok keyifli geçmiştir. Dinlemek isterdim açıkçası.


Eş zamanlı olarak Galerist’te kavramsal sanatçılarımızdan Sarkis’in ‘Depo Sergisi’ vardı. Alışıldığın dışında bir sergiydi. Zaten sergi için bir açılış yapılmadığı gibi, hakkında herhangi basılı bir davetiye bile yokmuş. Sarkis’in kendi eserlerini yeniden yorumlamasına dayalı olan retrospektif sunumu niteliğindeki sergide genellikle kağıt üzerine suluboya çalışmalar ve neon ışık enstalasyonlarına rastlıyorsunuz. Galerist’in caddeye bakan vitrinlerinden gözüken dev boydaki çalışmalar insanı galerinin içine çekmeye yetiyor. Fakat bana göre bu ‘Depo Sergisi’ Galerist yerine Rampa’da olmalıymış . Bu konseptte bir sergi için alan olarak odalara bölünmüş Galerist’tense Rampa çok daha müsait bence. 
Bu arada Rampa’da Ergin Çavuşoğlu’nun ‘Başkalık’ adlı sergisi vardı. Bu sergide çalışmalarını Londra’da sürdüren Çavuşoğlu’nun eski ve yeni ışık heykelleri, video ve enstalasyon çalışmaları bulunuyor. Sergi 5 Kasım’a kadar devam ediyor. Meraklısına duyurulur!


En çok dikkatimi çekenlerden biri ise Artlimits’deki sergi ‘Psyche’ oldu. Carsten Witte adlı Alman fotoğraf sanatçısının nü fotoğraflarından oluşan bu sergi görsel anlamda oldukça etkileyici. Sanatçı, çektiği çıplak kadın fotoğraflarını kelebek kanatlarının ortasına yerleştirerek mutlak estetik ve güzelliği yansıtmaya çalışmış. Kelebek konsepti şu şekilde açıklanabilir: ‘Kelebekler güzelliklerinin doruk noktasında ölürler ve öldükten sonra güzellikleri solana kadar fotoğraflanırlar. Modeller bu solmadan önceki güzellikleri temsil etmektedir. Onun kusursuz ve mükemmel kadınları, sonsuza dek korunacakmış hissi veren kelebek koleksiyonlarına benzer.’ Witte bize bu sergiyle güzellik ve fanilik döngüsünü anlatıyor. Çoğu, edisyon eserler ve fiyatları da uygun. Mutlaka görün derim.  
Akaretler, ‘Art&Design Day’ şerefine o akşam ışıl ışıldı. Corvus, şaraplarını servis etti. Yeni açılan ‘The Winston Brasserie’ ve ‘Cafe Nero’ dopdolu ve capcanlıydı. Demek ki normalde gelen geçenin sayılı olduğu Akaretler’in böyle organizasyonlara ihtiyacı var. ‘Akaretler Art&Design  Day’in gelenekselleşmesini ve her yıl tekrar edilmesini ümit ediyorum.