Mabeyn Gallery etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mabeyn Gallery etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2012 Pazar

Nisan Ayında İstanbul'da Ne Yapılır?

Bahar mevsimi iyice kendini göstermeye başladı. Uzunca bir kıştan sonra artık sabahları nihayet güneşli, cıvıl cıvıl günlere uyanıyoruz. Akşamları da hava geç kararıyor. Enerjimiz yerinde, böylece bolca sosyalleşebilirizJ Bu güzel günleri kültür-sanat aktiviteleriyle değerlendirmek isteyenlere işte birkaç tavsiye:


Öncelikle 6 Nisan’da gösterime girecek olan yeni Ferzan Özpetek filmi ‘Magnifica Presenza (Şahane Misafir)’yı izlemenizi tavsiye ederim. Ben bir Ferzan Özpetek hayranı olarak filmi dört gözle bekliyorum. Geçen haftalarda ‘The Whiskey Festival’ kapsamında Ferzan Özpetek konuk edildi. Yeni filmin de fragmanı gösterildi. Maalesef filmin alt yazıları yetişmediği için ön gösterimi yapılamadı. Gerçi ben İtalyanca’sına da razıydım amaJ Fragmandan anlaşılacağı üzere Özpetek yine çok ilginç karakterler yaratmış. Ayrıca film müziği olarak yine bir Sezen Aksu bestesi seçmiş. Parça o kadar başarılı ki İtalya’da ‘en çok dinlenenler listesi’nde ilk sıraya oturmuş bile. Ayrıca filmin tek Türk oyuncusu Cem Yılmaz. Filmin konusu şu şekilde ortaya çıkmış: Ferzan Özpetek bir arkadaşıyla sohbet ederken arkadaşı etrafında bazı var olmayan  karakterler gördüğünü söylemiş. Delirdi mi bu adam diye düşünürken bu hikayeden çok ilginç bir film çıktı diyor, Özpetek. Mutlaka izleyin!


Mabeyn Gallery’de 5 Nisan’da Amerikalı ünlü sanatçı Hunt Slonem’in sergisi açılıyor. Hunt Slonem, ilk kez bir kişisel sergi için Türkiye’ye geliyor. Slonem’in işleri bugün 100’den fazla müzede sergileniyor. Bunların arasında Metropolitan, Smithsonian, Guggenheim gibi dünyaca ünlü müzeler de bulunuyor. Slonem’in kendine özgü bir tarzı var. Daha çok birlikte yaşadığı papağanları, tavşanları ve değişik kuş cinslerini resmediyor. Sanat direktörlüğünü bizzat benim yaptığım, Mabeyn Gallery’de renkli duvarlar ve altın varaklı çerçeveler eşliğinde sunduğumuz bu sergiyi gezmenizi tavsiye ederim. Sizi yaza hazırlayacak, emin olun!


5 Nisan’da Chalabi Art Gallery’de sevgili Sezin Aksoy’un kişisel sergisi açılıyor. 6 Nisan’dan itibaren ise Arter’de, Başak Doğa Temür’ün küratörlüğünü yaptığı Nevin Aladağ’ın ‘Sahne’ adlı sergisini izleyebilirsiniz. Yine 5 Nisan’da Alan İstanbul’da bir ‘Contemporary Street Art’ sergisi açılıyor. Yerli ve yabancı 10 sanatçının katılımıyla düzenlenen kolektif sergi, çağdaş sokak sanatını yorumlayacak.


TIM Show Center, nisan ayında İspanya’nın ünlü flamenko ustası Maria Carrasco ve grubunu konuk ediyor. Grup, Prosper Merimee’nin klasik eseri Carmen’i özgün bir koreografi eşliğinde sanatseverlerle buluşturuyor. Daha önce ‘Carmen’ izlediyseniz de izlemediyseniz de gitmenizi öneririm.


14 Nisan’da Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde ‘Ariadne Naxos’ta’ adlı eserin prömiyeri yapılacak. Viyana’nın en zengin adamının evinde düzenlenen ve birbirine rakip iki farklı grubun birer tiyatro eseri sahnelediği geceyi konu alan eser, tek perdelik bir opera. Opera sevenlere duyurulur!


Dünyanın sayılı maket, diorama ve savaş malzemeleri koleksiyonerlerinden Nejat Çuhadaroğlu, 12 Nisan’da Yıldız Sarayı’nda ‘Yaşayan ve Savaşan Osmanlı’ konulu bir sergi açıyor. Sergide, Çuhadaroğlu tarafından tasarlanan maketler de yer alacak. Birinci Dünya Savaşı, İstanbul’un Fethi, Kurtuluş Savaşı gibi önemli tarihi olayların canlandırılacağı sergide asker giysileri, madalyonlar ve silahlar gibi askeri objeler de sergilenecek.


31. İstanbul Film Festivali başladı! IKSV’nin organize ettiği festival kapsamında 31 Mart-15 Nisan tarihleri arasında 200’ün üzerinde film gösteriminin yanı sıra ünlü konukların katılacağı söyleşiler ve atölye çalışmaları yer alacak. Filmleri, Beyoğlu Atlas, Fitaş, Pera Müzesi, City’s sinemaları ve Kadıköy Rexx’te izeyebilirsiniz.


24 Nisan’da Borusan Müzik Evi, usta müzisyen Erkan Oğur’u müzikseverlerle buluşturuyor. Oğur’un konuk sanatçı olarak katılacağı bu dinletide genç kuşağın gelecek vadeden temsilcilerinden Erdem Şimşek sahne alacak. İlk bölümde kendi bestelerine yer verecek olan Şimşek ikinci bölümde ise Oğur’un katılımıyla birlikte dinleyicileri doğaçlama bir yolculuğa çıkaracak.


Tophane Art Walk etkinlikleri kapsamında 8 Nisan Pazar günü ‘Open Sunday’ ilan edilmiş ve Tophane’de bulunan birçok galeri o gün kapılarını saat 18.00’a dek açık tutuyor. Gezebileceğiniz galeriler ise şöyle: Galeri Nev, NON, Pi Artworks Galatasaray, CDA Projects, Galeri Zilberman, Pg Art Gallery, Pi Artworks Tophane, Daire, Elipsis Gallery, Galeri Mana, Galeri Apel, Edisyon, artSümer, Hayaka Artı, mars.


Ve son olarak, İş Sanat’ta 13 Nisan’da Buika, en iyi şarkılarını topladığı ‘En Mi Piel’ adlı best of albümündeki parçalarla dinleyicilerin huzuruna çıkıyor. Geleneksel copla şarkılarını flamenko, caz ve rumba ritimleriyle birleştiren sanatçının albümleri en çok satanlar listesine girmeye hak kazanmış. Eleştirmenlerin ve dinleyicilerin olumlu notlarını alan Buika’yı Pedro Almodovar’ın son filmi ‘La Piel Que Habito’da küçük bir rol alarak seslendirdiği şarkısından da tanıyoruz. Ruhunuza dokunacak aşk şarkıları dinlemek istiyorsanız Buika’nın performansını kaçırmayın derim.

1 Mart 2012 Perşembe

Mart Ayında İstanbul'da Ne Yapılır?


Mart ayı geldi. Oley!!! Şu son kış günlerini de atlatalım, sonrası bahar. Ben güneşli havalarda hep daha enerjik ve mutlu olurum. Eminim birçoğunuz da öyle. Hepinize bol aktiviteli, eğlenceli bir mart ayı diliyorum. Bu ay İstanbul’da ne gibi kültürel aktiviteler yapabiliriz, hep birlikte bakalım:


      1 Mart’ta Soda Galeri’de İngiliz heykel sanatçısı Andrew Barton’un ‘Final Frontier’ adlı sergisi açılıyor.  Bu sergi, Barton’un İstanbul’daki ilk solo sergisi. Sergide yer alan eserlerin konusu daha çok uzay ve din. Sanatçının, ‘MASA : Muslim Auronautics and Space Administration’ adını verdiği bir serisi var. Heykel sevenlerdenseniz bu birbirinden ilginç işleri görün derim.


       2 Mart’tan itibaren Rampa’da Ebru Özseçen’in ‘Gerçek Aşk Gönül Eşi / True Love Soul Mate’ adlı sergisini ve 7 Mart’tan itibaren de İlayda Sanat Galerisi’nde bir grup sergisi olan ‘Tema-s-sız/ Themeless Contactless’ adlı sergiyi izleyebilirsiniz.


       3 Mart ‘ta Tim Show Center Maslak’ta 40 kişilik yaylı çalgılar orkestrası eşliğinde ‘İncesaz Konseri ‘ düzenlenecek. Solistler Dilek Türkan ve Bora Ebeoğlu’nun seslendireceği şarkıdan tangoya, operetten türküye kadar birçok unutulmaz eser dansçılar eşliğinde muhteşem bir koreografiyle sahneye konulacak. Farklı bir müzik deneyimi yaşamak isteyenlere duyurulur.


     8 Mart’ta Mabeyn Gallery’de genç yeteneklerden Turgut Mutlugöz’ün sergisi açılıyor.  Serginin sanat direktörlüğünü de ben yapıyorum. Bu sefer işin içindeyim yaniJSizlerle sergi hakkında daha detaylı bilgi içeren bir yazı paylaşacağım elbette ama yolunuz düşerse galeride sizleri konuk etmekten mutluluk duyarım. İlgileniyorsanız bana e-mail atabilirsiniz.


10 Mart’ta Aya İrini’de çok ilginç bir konser var. Almanya’nın en köklü filarmoni orkestralarından biri olan Duisburg Filarmoni Orkestrası ve ülkemizin önde gelen genç bağlama virtüözü Erdal Akkaya dinleyicilerine bir müzik ziyafeti vaat ediyor. Hendrik Vestmann yönetimindeki Duisburg Filarmoni Orkestrası konserde Schubert ve Mendelssohn gibi seçkin bestecilerin eserlerine yer verecek. Erdal Akkaya solist olarak sahne alacağı konserde filarmoni orkestrası eşliğinde kendine has tarzıyla Yalnızlık, İki Yaka, Rüzgarla Bir gibi bestelerini yorumlayacak.


     Bildiğiniz üzere yakın zamanda kuruluşunun 10. yılını kutlayan Sakıp Sabancı Müzesi’nde ‘Karanlıkla Işığın Buluştuğu Yerde…Rambrandt ve Çağdaşları-Hollanda Sanatının Altın Çağı’ sergisi açıldı. Daha önce de belirttiğim gibi bu sene Hollanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı. Bu sayede ülkemizde, Hollanda bağlantılı birçok kültürel aktivite organize ediliyor. Ama bunlardan en önde geleni bu sergi diyebiliriz. Sergide, Rembrandt’ın yanı sıra aralarında Hollanda resminin önde gelen isimlerinin de bulunduğu 59 sanatçıya ait 73 tablo, 19 desen ve 18 objeden oluşan toplam 110 eser sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, 10 Haziran’a kadar devam edecek.  Fakat mart ayı bu sergiyi gezmek için çok uygun.  Ayağımıza kadar gelmişken sakın bu sergiyi kaçırmayın!


17 Mart’ta Süreyya Operası sahnesinde ‘Hürrem Sultan’ balesinin prömiyeri gerçekleşecek. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin sahneye koyduğu, koreografisini Oytun Turfanda’nın, orkestra şefliğini ise Murat Kodallı’nın yaptığı balenin konusu ise Kanuni’nin baş kadını olmayı başaran Hürrem Sultan’ın yanlış bilgilerle şehzade Mustafa’yı öldürtüp kendi oğlunu onun yerine geçirme çabası. Prömiyerden sonra mart ayında 4 ayrı gösterim daha yapılacak.


       17 Mart’ta Arter’de Emre Baykal küratörlüğünde Mona Hatoum’un ‘Hala Buradasın’ adlı sergisi sanatseverlerle buluşacak.  Akbank Sanat’da ise 14 Mart’ta ‘Aftermath/Hesaplaşma’ adlı grup sergisi açılıyor. Küratörlüğünü Başak Şenova’nın yaptığı sergi ‘bellek’ ve ‘kötülük’ arasındaki ilişkiyi, geçmişe dönük hesaplaşmaları, unutmak ve unutmamak arasındaki gel-git durumunu konu alıyor.


       Babylon’da 1 Mart gecesi İlhan Erşahin’s Istanbul Sessions ikinci albümleri Night Rider’ın çıkışını bir lansman partisi ile kutlayacak. Yine Babylon’da Goethe Institut işbirliğiyle 3 Mart’ta ekolojik-tekno müziğinin kurucusu Alman Dominik Eulberg bir konser veriyor. 7-8 Mart’ta ise Fransız soul sanatçısı Ben L’Oncle’u Babylon sahnesinde izleyebilirsiniz.


      2 Mart’ta Muammer Karaca Tiyatrosu’nda çağımızın en büyük yazarlarından biri olan Bertolt Brecht’in hayatını konu alan yazarın şiir, şarkı ve öykülerinden Genco Erkal’ın uyarladığı müzikli kabare oyunu ‘Ben Bertolt Brecht’ adlı oyunu izleyebilirsiniz. Oyun dünyanın düzeni, kadının konumu, savaş ve barış gibi konuları ele alıyor.


       Caz ve soul müzik ustası Malia, ‘Black Orchid’ adlı son albümü için çıktığı turne kapsamında 24 Mart’ta Tamirane’de bir konser verecek. Bu konser bu sene 15. yılını kutlayan Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında gerçekleşecek.


       Ve son olarak İş Sanat’tan bir bomba. 28 Mart’ta dünyaca ünlü ses sanatçısı Bobby McFerrin İş Sanat’ta solo bir konser verecek. Sanatçıyı ‘Don’t Worry Be Happy’ adlı eserinden de hepimiz çok iyi tanıyoruz. On Grammy ödüllü, muhteşem sesi ve tekniğiyle hafızalara kazınan McFerrin’ı kaçırmayın derim.

20 Kasım 2011 Pazar

1 Akşamda 3 Sergi Birden...

Bayram sonrası İstanbul’da organizasyonlar ve kültür-sanat aktiviteleri yeniden hızlanıverdi. Öyle ki her şey aynı akşama toplanınca hangi birisine yetişeceğimizi şaşırdık. Geçen perşembe üç sergi birden gezdim. Dahası da vardı da ancak bunlara zamanımız yetiştiJ Hepsi de birbirinden keyifli ve görülmeye değer sergilerdi.



Öncelikle Antik A.Ş.’nin Antik Palace’da organize ettiği 27 Kasım Pazar günü Swissotel’de gerçekleşecek 270. Müzayedelerinde satışa çıkacak eserlerin gösterildiği sergiyi ziyaret ettim. Gerçekten kaçırılmayacak sergilerden biriydi. Bu kadar eşsiz eseri arada görmek güzel bir deneyimdi. Müzayedenin ana parçası İsmail Cem Koleksiyonu’na ait bir parça olan Osman Hamdi Bey’in ‘Huzur’ adlı tablosu. Gerçek bir başyapıt niteliği taşıyan bu eser 1957 yılından beri ilk defa sergilenmekte. Tablonun bir diğer ismi de ‘Feraceli Kadınlar’. 1904 tarihli bu eser Eskihisar Kalesi’ne doğru günbatımını izleyen iki feraceli kadını tasvir ediyor. Antik A.Ş. daha önce Osman Hamdi Bey’in meşhur ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ adlı tablosunu rekor fiyata satmıştı. Bugün tablo Pera Müzesi’nde sergileniyor. ‘Huzur’ tablosunun da müzayedede yine rekor bir fiyattan satılması bekleniyor.
Serginin odak noktası bu eser olsa bile Şeker Ahmet Paşa’nın ‘Sonbahar’da Orman’ adlı eseri, Hoca Ali Rıza’nın ‘Göl Evi’ adlı peysaj çalışması, Süleyman Seyyit’in ve İbrahim Çallı’nın natürmort çalışmaları, Nazmi Ziya’nın ‘Çeşme ve Cami’ adlı eseri ve Şevket Dağ’ın ‘Han İçi’ ve ‘İstanbul’da Gemiler’ adlı eserleri görülmeye değerdi. Aynı zamanda oryantalist ressamlardan Zonaro’ya ait 'Şehzade Abdurrahim Efendi’ ve Brest’in ‘İstanbul’da Bir Sokak’ adlı tabloları da dikkati çeken parçalardandı. Dediğim gibi uzun zamandır bu kadar değerli ve kuvvetli eseri bir arada toplayan bir sergi gezmemiştim. Müzayedeye çıkacak parçalar bunlarla da bitmiyor. Tuğralı gümüşler, Christofle jardiniere ve çatal bıçak takımları, Edirnekari kanapeler, önemli hattatların eserleri olan Hilye-i Şerifeler 27 Kasım’daki müzayedede sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Eğer meraklıysanız mutlaka katılın.



Antik A.Ş.’den çıkınca bu kez Bali Art Gallery’nin çağdaş sanat ustalarının eserlerini bir araya getiren‘Contemporary II’ adlı sergisine gittim. Ergin İnan, Devrim Erbil, Ömer Uluç, Canan Tolon, Özdemir Altan gibi isimlerin eserlerinin bulunduğu sergi çağdaş sanat sevenler için kaçırılmaması gerekenlerden. Çoğu eser ilk günden satılmıştı bile. Bu arada Yiğit Yazıcı’nın eserleri en çok dikkatimi çekenlerdendi. Sergi 10 Aralık’a kadar devam ediyor. Uğramanızı öneririm.



Son durak da Mabeyn Gallery’nin açtığı ikinci sergi olan Emre Tandırlı’nın ‘Süpriztepe’ sergisi oldu. ‘Süpriztepe’ sergisi Emre Tandırlı’nın son iki yıllık birikiminin ürünü. İstanbul’un tepelerinden kentin siluetini, kentin dokusunu tasvir etmiş eserlerinde. Daha çok tablolarda ara sokakları, yan yana dizilmiş apartmanlarıyla kenar mahalleleri görüyoruz. Ama tıpkı fotoğraf gibi, çok gerçekler. Yağlıboya tablo olduklarını unutup şehrin gerçekliğine dalıyorsunuz. Sergiyi 31 Aralık’a kadar izleyebilirsiniz. Aynı zamanda ‘Contemporary İstanbul’da ‘Mabeyn Gallery’ standında yine Emre Tandırlı eserlerine rastlayacaksınız. Bakmadan geçmeyin!

27 Ekim 2011 Perşembe

Mabeyn Gallery


Mabeyn Gallery daha yepyeni bir galeri. Henüz ilk sergilerini yapıyorlar. Mekanın sahipleri Sibel Pektaş ve Emirhan Elkorek. Beşiktaş Evlendirme Dairesi’nin önünden Akaretler’e doğru giderken hemen sağda bulunuyor. Müthiş tarihi bir köşk. Zaten galeri de ismini tarihinden alıyor. Burası eskiden Beşiktaş Başmabeyinci Köşkü’ymüş. II. Abdülhamit’in Başmabeyinciliğini yapmış Hacı Ali Rıza Paşa’ya aitmiş. Tavanlardaki resim ve süslemeleri görmelisiniz. Burada tam bir tarih yatıyor. Binanın süslemeleri, Osmanlı resminin ilk batılılaşma örnekleri arasında gösteriliyor.


Galeriye girdiğimizde bizi sevgili Emirhan karşılıyor ve başlıyor anlatmaya. Emirhan, koleksiyoner bir aileden geliyor. Çocukluğundan beri sanatla hep iç içe olmuş. Akademik olarak sanat tarihi eğitimi almasa da bu konuda oldukça birikimli. Galeride daha çok çağdaş sanat sergilemek istiyorlar. Mekanın tarihi dokusunu bozmamak adına eserleri sergilemek üzere özel bir perdeleme ve ışıklandırma sistemi kullanmışlar. Aslında burada modern ve gelenekseli bir arada deneyimliyoruz. Fakat binanın sergilenen eserlerin önüne geçmemesi önemli tabii. Bunu başarmışlar. 


Galerinin açılışını da yaptıkları ilk sergi, Huri Kiriş’in ‘Fıstık Ezmesi’ adlı sergisi. 4 Kasım’a kadar devam ediyor. Huri, aslında daha ikinci kişisel sergisini yapan genç bir sanatçı ama eserleri görünce vuruluyorsunuz. Çok çarpıcı, çok gerçek ve çok detaylılar. Her işte müthiş bir emek yatıyor, belli. Huri Kiriş eserlerinde insanın aldığı haller, kadına şiddet, insana şiddet, çarpıtılmış ataerkil yaklaşım ve kurban olgularını işliyor. Eserlerde aynı zamanda Bizans sanatı ve İslami tezhip sanatın etkilerini görüyorsunuz. Ustaca işlenmiş arka plan detaylarının önünde üç boyutlu figürler sanki canlanacakmış gibi duruyor, fotoğraf hissi veriyor. Tablolardaki derinlik muhteşem.


Sergi, 235x600 cm’lik devasa Ayşe Paşalı tablosuyla başlıyor. Giriş salonunda sadece bu eser var. Spotlar tablonun tam orta yerine, dayak yemiş kadın figürünün yaralarına yansıtılmış. İlk etki, ilk izlenim bu salonda yaratılıyor. Bundan sonra ne göreceğinizi merak ediyorsunuz.


Devam ettikçe kadına şiddeti vurgulayan diğer eserlerle karşılaşıyorsunuz. Hem içiniz burkuluyor, hem hayran kalıyorsunuz. Çirkin olan aynı zamanda bu kadar güzel olabilir! Sonra sıra keçilere geliyor, günah keçilerine.  Bu eserlerde de anlayacağınız üzere sembolik bir anlatım var. Figürler, siyah ve altın rengi ‘background’ üzerinde daha bir dikkat çekiyor.


Bir tablonun önüne geliyoruz. Çıplak bir genç kadın resmi. Aslında resim pornografik ama bana hiç öyle gelmiyor. İlk etapta daha çok, kadının güzelliğine dalıyorum. Eserin adı ‘Stoya’. Meğer kendisi ünlü bir porno yıldızıymış. Google’dan araştırıyorum. Hakikaten de çok meşhurmuş ve çok da güzel. Huri Kiriş de saflık ve doğallık içerisindeki erotizmiyle Stoya’yı harika yansıtmış eserinde.


Sergiyi gezmeye devam ediyoruz ve galerinin artık en üst katına varıyoruz. Merdivenleri çıkar çıkmaz ‘Kurban’ adlı eserle karşı karşıya kalıyoruz. Bu eser, sadece kadına değil erkeğe de şiddet uygulanabileceğini vurguluyor. Hem de erkeğe şiddet oldukça kanlı ve ölümcül olabiliyor. İsa’nın çarmıha gerilmesi sahnesine gönderme yapan resim insanlığın vahşetini ortaya koyuyor.  Huri, Bizans ikonografisinin yanı sıra Hıristiyanlık dininden de oldukça etkilenmiş. Yasak Elma, Maria Magdalena, Gabriel, Meryem, Kutsal Koca, Kutsal Yaprak gibi eserleri Hıristiyanlık dininin sembolleri ve figürlerinin modernize edilmiş halleri diyebiliriz. Sanatçı, eserlerinde tüm bu kutsal figürleri gündelik hayata indirgemiş ve ‘dünyevilik ve kutsallık’ arasında yaşanan ezeli çekişmeyi gündeme taşımış.
Serginin bitmesine günler kaldı ama vaktiniz varsa kaçırmayın derim. Galerinin ikinci sergisi ise 17 Kasım’da açılacak olan Emre Tandırlı sergisi. Emre Tandırlı genç bir sanatçı ama eserlerinden bazılarını görme şansım oldu ve yine iddialı bir sergi olacağına eminim. Merakla bekliyoruz.
Bu arada Mabeyn Galley’nin ismini ileride çok duyacağa benziyoruz. Sahipleri, mekanda daha farklı sanatsal aktivitelerde de bulunmayı ve burayı ileride bir ‘sanat evi’ haline getirmeyi planlıyor.  Ayrıca daha çok yeni olmalarına rağmen Mabeyn Gallery bir sürpriz yapıp ‘Contemporary İstanbul’a da katılmaya karar vermiş. Fuarda standlarına uğrayın ve sanatçılarıyla tanışma fırsatı yakalayın derim!